6 Şubat 2021 Cumartesi

Akşam Sohbeti


 İyi akşamlaar!

Bu ay izleyeceğim film listesini paylaşacaktım aslında, yazıya o şekilde başladım. Sonra fikir değiştirdim. Hepsini izleyip yorumlarıyla beraber uzun uzun yazacağım. İzlemek isteyen bir fikir sahibi olarak izler :)

Sonra eğer filmleri yazmayacaksan ne yazacaksın dedim kendime. Ve şuanı yazmaya karar verdim. Sabahki yazımda önerdiğim şarkıyı dinliyorum hala, her başa sardığımda bambaşka duygular doluyor içime. Huzur, hüzün karışımı bir şey ve ben bu hissi çok sevdim. Bir süre sonra beyin her bir notaya alıştığı için o kadar ilgi çekici gelmezmiş dinlenilen şarkılar, müzikler. Öyle bir şey okumuştum. Hatta bir şarkıyı sevdiğimizde günlerce peş peşe dinledikten sonra artık sıkılmamızın sebebi buymuş. Ben bu müzikten sıkılmayı hiç istemiyorum! Aynı 'Valse' gibi. Aynı 'Chopin-Waltz' gibi. Dinledikçe dinleyesim gelsin daima. 

Bir yandan da sadece iki dakikalığına yakıp yakıp söndürdüğüm, bir kahveme eşlik etmesine bile izin vermek istemediğim mumlarımı yaktım. Çünkü soda şişesi, hasır ip, mum ve bir takım boncuklar kullanarak ben yaptım onu. Şimdiye kadar yakmaya kıyamamıştım bu kadar uzun süre. Sonra aklıma bir yazı geldi. Kanser hastası bir kadın son anlarında yazmış. Şöyle diyordu:

" Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;

Hastayken yatağa girer dinlenirdim.

Ben olmadığım zaman her şey

kötüye gidecek diye düşünmezdim.


Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım...

Daha az konuşur ama daha çok dinlerdim.

Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok

arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim...

...

Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor...

Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz."





O kadar içime işliyor ki her okuduğumda. Bir de bunun şöyle bir versiyonu var, "bir daha yaşama şansım olsaydı eğer" diye başlayan. Onu da siz açın ve okuyun mutlaka. Böyle yazılardan etkilenme sürem maksimum 1 gün olurdu. Artık daha çok anlıyorum, daha çok farkındayım her şeyin. İnsan 30 'a yaklaşırken mi böyle oluyor yoksa bir şeyler okuyup izledikçe mi bilmiyorum. Ama bunu sevdim. 

Yazsam daha çoook fazla zırvalarım. Kısa kesip tadında bırakayım. Aydınlık bir güne uyanasın, bunu okuyan kişi. Her kim isen ve nerede isen!:) Bil ki tüm karanlıkların diğer yüzü aydınlık. Dünya'nın yarısı geceyi yaşarken yarısı da gündüzü yaşıyor!


Şuan müzik La Veillée. Dinle mutlaka.



5 Şubat 2021 Cuma

Eşik nerede eşik?


Güzel bir sabahtan merhaba!

Sürekli iyi şeyler yapmaktan, kendimize bir şey katacağımız alışkanlıkları kazanmaktan bahsettim. İyi hoş, bahsederken çok güzel. Hele bunları akşam saatlerinde konuşuyorsan kendinle, sabah dünyayı bile kurtarırsın o motivasyonla. Sonra sabah o alarm çaldığında çoğu kez naparsın? 
5 dk daha...

İlk başlarda ben de çok yaptım bunu. Aslında hala yapıyorum çünkü bu bir süreç. Hala yerine oturmuş, otomatikleşmiş değil. Ama çözümünü de buldum: eşik yöntemi. Bir süredir uyguluyorum ve çok faydasını gördüm. İstediğim kadar hızlı olmadı ama artık önceki kadar zorlanmayacak aşamaya geldim. Peki neyden bahsediyorum? 
 Önce bir deneyden bahsedeyim: Kurbağaları su dolu bir kaba koymuşlar. Sonra suyu yavaş yavaş ısıtmaya başlamışlar. O kadar minimumdan başlamışlar ki kurbağalar ısının sürekli arttığını fark etmemişler. Sonunda haşlanarak ölmüşler, suyun onları öldürdüğünü idrak edememişler. Ama en başta kaynar suya atılsalardı ne olurdu? Direk zıplayıp kaçarlardı.

Buna eşik yöntemi deniliyor. Organizmayı rahatsız etmeyecek düzeyde uyarıcı verilir. Sonra yine rahatsız etmeyecek şekilde yavaş yavaş arttırılır o uyarıcı. En sonunda maksimum düzeye ulaşsa da artık organizmayı rahatsız etmez. Farkına bile varmaz sürece adapte olduğunun.

Şimdi bir de kendimizi düşünelim. Bir şey yapmaya karar verdiğimizde öyle yüksekten uçuyoruz, öyle büyük hedefler koyuyoruz ki! Etkisi en fazla 2 gün sürüyor. Çünkü yolun en başında o yüksek motivasyonu her gün her gün sağlayamıyoruz. Saman alevi gibi bir yanıp bir sönüyoruz. Sonra da yavaş yavaş kendimize olan inancımızı kaybediyoruz. -Ve unutmayın, insan en çok kendine verdiği sözleri tutamadığında bozuluyor psikolojisi. Halbuki şöyle yapsak: örneğin erken uyanma konusunda, hedefi direk 6.30 yapmak yerine ilk uyandığımız saatten 15er dk düşerek ilerlersek? 11'de uyanan birinden söz ediyoruz diyelim, 10.45'te uyansa ilk gün. Birkaç gün sonra 10.30, birkaç gün sonra 10.15, birkaç gün sonra 10.00... derken bir bakacak ki istediği uyanma saatine gelmiş. 

Ya da spor alışkanlığı kazanmak istiyor diyelim biri. Direk 50 dakikalık-1 saatlik egzersizler yerine 10-15 dakikalık egzersizlerle başlasa, her gün 3-5 dakika arttırarak iki hafta sonunda rahat rahat ulaşmış olacak hedefine. 

Böylelikle amaç edindiğimiz ne varsa, kendimize 'yapacağım' diyerek söz verdiğimiz ne varsa yavaş yavaş ama bir bir gerçekleştirmiş olacağız. Acelemiz yok. Aslında şöyle düşünsek her şey daha kolay olacak: 'Şimdiye kadar bunu yapmıyordum, şimdiden sonra yapmak için her gün biraz daha fazla çalışacağım. Birden olmayacak belki ama hiç yapmıyor olmaktan daha iyi olacak.'

Küçük adımlar! Kendinize ilke edineceğiniz ilk cümle bu olsun. Hemen değil, yavaş yavaş. Ama kalıcı! 



 
Bana eşlik eden müzik : Evgeny Grinko-Sail on the Roof :) 
Herkese bol müzikli, küçük adımlı günler dilerim!



31 Ocak 2021 Pazar

Boşa Harcayacak 1 Dakikamız Bile Yok


 İyi akşamlar!

Bugün Ocak ayının son günü. Hatta saatler sonra bitecek, şubata temiz bir giriş yapacağız. Daha dün 2020'in son günlerini yaşarken bir bakacağız ki eylül, ekim gelmiş 2022'ye gün saymaya başlamışız. Ne olacak peki? Birbirinin aynısı günler yaşayıp sonra da hayatın sıkıcılığından yakınmaya devam mı edeceğiz?

Kendi adıma hayır... Bugün Şubat ayımın hedefleri, planları üzerine düşündüm. Belki çok ufak ama hayatımın kalitesini arttıracak kararlar verdim. Bir isim bile verdim bu aya; "alışkanlık kazanma ayı". Ve bu ay bittiği zaman ben artık günlerimi boş, plansız, vurdumduymaz geçirmiyor olacağım. Çünkü inanın, hayat çok uzun gibi görünse de boşa harcayacak bir dakikamız bile yok.



Neler yaptım?

-Film listesi yaptım. 

Ayda 8-10 arası film izlemeye karar verdim. Bilim kurgu olur, aşk olur, suç olur, yaşam hikayesi olur ya da saçma sapan bir komedi bile olur. Amaç sadece gün içinde derslerle yorulan beynimi gevşetmek. Ve belki biraz da kültürümü geliştirmek. Bu yüzden 3-4 filmi biraz laylaylom seçtiysem geri kalan filmleri okkalı seçtim. 

-Kitap listesi yaptım.

Bir süredir elime alıp alıp 30-40 sayfa okuyup bıraktığım kitapları ekledim listeme öncelikle. Çünkü insan yarım bıraktığı her şeyde sırtına biraz daha yük bindiriyor. Yeni bir kitaba başlayası da gelmiyor bıraktığı yerden devam edesi de. Bu sebeple belki hepsine tek tek baştan başlayacağım ama bu sefer yarım bırakmayacağım. Aylık kotam 5-6.

-Hangi sporları yaparak günümü hareketlendirebileceğime baktım. 

Evet, spor yapacağım diyoruz, hayatıma hareket katacağım diyoruz ama nasıl? Hangi sporlar uygun bana? Hangilerinin üzerine ekleye ekleye gidebilirim ve sürekli hale getirebilirim? Haftanın hangi günleri yapabilirim? Bunlar üzerine düşündüm. İlk hafta geçtikten sonra performansa göre iyileştirmeler yapacağım, gerekirse minimuma düşüreceğim ama bu sefer bırakmayacağım.

-Sağlıklı beslenmek için gerekli adımları attım.

Bunun da adımları var tabi ki. Öncelikle evdeki abur cuburlardan ve bunları elde edebileceğiniz malzemelerden kurtulmanız gerekiyor. Sonra da bunların sağlıklı alternatifleri hakkında bilgi edinmeniz. Aşama aşama olmuyor maalesef. Birden yapmak gerekiyor, bıçak gibi kesmek. 


Gelelim daha neler yapacağıma.

-Öncelikle hangi davranışlarımı değiştirmem gerektiği üzerine düşüneceğim. Farkında bile olmadan bazı huylarımız, davranışlarımız, sözlerimiz üst üste eklenerek belli bir zaman sonra bizi yormaya başlıyor. Hayır diyemediğimiz her şey bünyeye stres olarak geri dönüyor. Hakkında konuştuğumuz her insan dilimize, kalbimize yük oluyor. Bugün bunu yapacağım deyip yapmadığımız her şey zihnimizde birikip kaygıya sebep oluyor. Bundan emin olabilirsiniz.

-Herkesin kaçıp saklanabileceği bir hobisi olmalı. Kafasındaki tüm düşüncelerden sıyrılıp odak noktasını değiştirebileceği, eğlenebileceği, rahatlayabileceği... Benimki yazmak. Çok uzun süredir farkındayım bunun ama düzenli bir şekilde yapmak için hiç mesai harcamadım. Bu ay bunu da alışkanlık haline getireceğim ve düzenli aralıklarla boşaltacağım zihnimi. Bir kahve sohbeti süresi kadar minimal de olsa yazacağım. Belki hayatının kalitesinin git gide düştüğünü hisseden, bir şeyler yapmak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen kalplere ışık olur yazdıklarım. Bunlar da benim ilk adımlarım sonuçta.


Herkese iyi bir ay başlangıcı dilerim!


*Bu yazıyı yazarken bana 'remembrance' adlı müzik eşlik etti:)

*İzlediğim filmlerin ve okuduğum kitapların listesini paylaşacağım süreç içerisinde.



Hissettiğin şeyden utanma!

Güzel bir Salı gününden herkese merhaba! Bugün biraz duygulardan bahsedeceğim. En hissiz hissettiğimiz zamanlarda bile bir sürü duyguyla boğ...